MART - NİSAN 2016
TTMD DERGİSİ
43
aydınlatma şiddetinin ölçülmesinde zeminde ya da çalışma
alanında (ya da yerden belli bir yükseklikte) ölçümler
alınmalıdır. Uygulanacak aydınlatma sistemine karar veril-
dikten sonra değişimler yapılmalı ve standartta belirtilmiş
olan değerlerin sağlandığı kontrol edilmelidir. Eğer bu
kontrol sonucunda bir sapma ile karşılaşılırsa değişiklikler
yapılarak ölçümler tekrarlanmalıdır. Görüldüğü üzere
herhangi bir enerji verimliliğini artırıcı projede PUKÖ dön-
güsünün kullanılması KAİZEN felsefesinin temel ilkesini
yani sürekli iyileştirmeyi yansıtmaktadır.
Standartlara uygunluğun kontrol edilmesinden sonra
bu renovasyon projesinin enerji tüketimine olan etkisi
incelenmelidir. TS EN 12464-1:2013 kapalı çalışma alan-
larında (örn., hastanelerde) mahallere göre gerekli olan
aydınlatma şiddetini vermektedir. Yıllık enerji tasarrufu
miktarı, geri ödeme süresinin proje öncesi ve sonrasındaki
durumlarla karşılaştırması, yıllık CO
2
salımındaki azalma
miktarları hesaplanmalı ve raporlanmalıdır.
Tablo 2. Aydınlatma armatürleri değişimi projesi
(Gantt tablosu örneği)
Hafta
1 2 3 4 5 6 7 8
Mevcut sistemlerle
aydınlatma ölçümleri
Standartlarla karşılaştırma
Mahallere göre uygun
aydınlatma şiddetinin
bulunması
Değişecek armatür sayısının
belirlenmesi ve sipariş
Montaj
Standartlara
uygunluğun kontrolü
Önerilen verimlilik artırıcı projenin türünden bağımsız
olarak enerji etütleri, PUKÖ döngüsünün oluşturulması
için şarttır. Bu etütlerde kullanılacak olan ölçüm ekip-
manları uygulama türüne göre dikkatle seçilmelidir ve
kalibrasyonlu olması gerekmektedir. Belirlenen hedeflere
yakınsama, bu ölçüm cihazlarından alınan veriler yoluyla
ispatlanmış olmalıdır. Ön ya da detaylı enerji etüdü
çalışmalarının ardından verimlilik artırıcı projeler belir-
lenmeli ve ekonomik analizleri ile bir uzun, orta ve kısa
vadeli program çerçevesinde hayata geçirilmelidir. Bu
projelerden bazıları hemen hayata geçirilebilir niteliktedir.
Örneğin bir yerdeki kaçağın tespit edilmiş olması ve gide-
rilmesi gibi. Bu durum sıklıkla buhar ya da basınçlı hava
hatlarında karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bu hatların
ön etütte iyice gözden geçirilmesi sistem yapısının anla-
şılması ve muhtemel kaçak noktalarının belirlenmesinde
faydalı olacaktır. Düşük geri ödeme süreli sistemler ilk
etapta ele alınabilecek uygulamalardır ve kısa vadede
hayata geçirilmelidir. Bu projelerin uygulanması ile elde
edilecek çıktılar, paydaşların enerji yönetimi stratejisine
olan güvenini artıracaktır. Bazı durumlarda uzun geri
ödeme süreli retrofit (iyileştirme) çalışmaları da gündeme
gelebilir. Örneğin teknolojideki gelişmelere paralel olarak
cihazların enerji verimliliğinde artış sağlanmış olabilir. Bu,
örneğin bir soğutma grubundaki gelişmelere benzer bir
durumdur. Soğutucu akışkanlardaki gelişmelere ya da
ülkeler arasındaki anlaşmalara bağlı olarak ozona zararı
olan veya küresel ısınma potansiyeli bulunan soğutucu
akışkanların zaman içinde değiştirilmesi, 10-20 yıl önce
satın alınmış bir soğutma grubunun değişimini zorunlu
hale getirmiş olabilir. Bu durumda bir retrofit projesinde
soğutma grubundaki iş akışkanı ile birlikte komple grubun
da değişmesi zorunludur. Her ne kadar cihaz üzerindeki
yapılacak değişiklikler bir miktar soğutucu akışkan deği-
şimine komple grubu değiştirmeden izin verse de bu
önerilen bir uygulama değildir. Sadece ısı değiştirici paket-
lerdeki yenileme çalışmasıyla termodinamik açısından
çalışabilir bir soğutma grubu elde edilse de yeni bir grup
olarak kompresör, genleşme valfi, elektronik donanım ve
farkı kullanma moduna sahip yeni bir soğutma grubu her
zaman daha verimli olacaktır. Bu farklı soğutma moduna
sahip soğutma grupları buzdan enerji depolama yapılabil-
mesine imkan sağlamaktadır. Hastanelerde özellikle yaz
aylarında soğutma grupları gündüz ve puant saatlerinde
devrede kalabilmektedir. Gece saatlerinde depolama yapıl-
ması buna uygun bir depo ve soğutma grubu seçimi ile
sağlanabilir. Böylece, depolama kapasitesine bağlı olarak
gündüz ve puant saatlerde oluşabilecek soğutma kaynaklı
pikler kaydırılmış ve maliyetler azaltılmış olacaktır.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre [7], 2014 yılında ülke-
mizdeki sağlık kurumu sayısının 874 ve yatak sayısının
123,703 olduğu belirtilmiştir. 2013 ve 2014 yıllarında bu
yatakların doluluk oranları sırasıyla % 69 ve % 72 olarak
belirtilmiştir. Kurum sayısında en büyük pay % 59 ile
Sağlık Bakalığı’nındır. Üniversite hastanelerinin sayısı 69
olarak belirtilmiştir. Sağlık Bakanlığı 2014-2018 Stratejik
Planı’nda enerji maliyetlerindeki artış SWOT (Güçlü yönler,
Zayıf Yönler, Fırsatlar, Tehditler) analizinde tehdit olarak
gösterilmiştir [8]. Bu raporda etüt yapılan hastane sayısı 19
ve hastanelerdeki enerji yöneticisi sayısı 20 olarak belirtil-
miştir. 2018 yılında 100 hastanede etüt yapılması ve 300
enerji yöneticisi sayısına ulaşılması hedeflenmiştir. Buna
karşın, ülkemizde hastanelerin enerji giderlerine ait bir tek-




